film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yahşi Batı

9 Ocak 2010
Bende ki Cem Yılmaz sevgisinin öyle "ayy Allah kahretmesin çoook zeki adam be" seviyesinden farklı olduğunu söyleyerek başlayayım yazıya.. Zeki,komik pırt zırt neyse ne ben daha önce de belirttiğim gibi bazı insanları koşulsuz severim,ne yapsa severim,yanlışı bile olsa gözüme gözüme girse yine severim.. Mesele tek bir kez sevmemdir,saçma,saplantılı ve tehlikeli bir sevme türü ama böyleyim..

Bu sebepledir ki bu arkadaş ne yapsa desteklerim.Üstelik toplumun bir kesimi inatla anlamasa da ,ulan para s..ıyor adam bizim sırtımızdan geçiniyor mantığına sahip olsa da dürüst,kendini aşmaya çalışan,sayemizde de zekasıyla para kazanan bir üretici cem yılmaz..

Lafı çokça dolandırdım ama patt diye söyleyeyim bu film "berbat" Olmamış,tutmamış,şimdi sinekritik yapan bonus kafalı yaşlı amcalar gibi olacağım ama filmin elektriği geçmiyor halka..


-Küfür: İtici,fazla,gereksiz,sığ..Küfür severim bu arada,yerinde edildi mi,ohh tadından yenmez.. Ama kulak tırmalıyor bunlar..

-Belaltı: Tamam hepimiz az çok gülüyoruz cinsel içerikli esprilere,sansür olsun demiyorum konuşulmasın gülünmesin demiyorum. Ama ne..! Bir erkeğin poposuna çeşitli maddeler sokması,sonra da bunları çıkartmasına kaç kez gülebilir ki insan..? Ben hiç gülmedim,gülemedim,hatta iğrenç buldum.. Gülen de yoktu salonda ne erkek ne kadın..


-Tekrarlanan espriler: Bütün film 3-5 nüktenin üzerinde dönüyor.. 15 dakikada bir aynı nükte tekrarlanıyor,artık sıkıldığınızı farkediyorsunuz.Hele Bir de "çakkk" nüktesi var ki,Allah'ım bu senaryoyu Cem Yılmaz yazmış olamaz dedirtti bana..


-Gülme sorunu : Şimdi türk halkı için "bu millet sanattan ne anlar,filme gidiyor sadece öküz gibi " hiç gülmedim" yorumunu yapıyor prodüksiyonla ilgilenmiyor" derler.. Açıkcası komedi filmine gittiysem gülmek,aşk filmine gittiysem hüzünlenmek,korku filmine gittiysem gerilmek isterim.Bunun sanattan anlamamakla alakası yok.


-Prodüksiyon : Cem Yılmaz,emsallerine göre ufku açık,paraya kıyan..En azından ne bileyim Yılmaz Erdoğan gibi altı üstü alışveriş merkezinde geçen bir filmi,kendi godiklerini de ekleyerek bize kakalamaya çalışan bir adam değil..Her yapımda yeni birşey deniyor,bugün olmasa bile yarına yatırım yapıyor eminim.. Prodüksiyon açısından söyleyenebilecek olumsuz birşe yok.Sahneler çekimler,kostüm,set herşey güzeldi..

-Dublaj: Seslendirme bu kadar mı kötü olur..İnanılmaz hızlı konuşuyorlar,cümlenin ya başını ya sonunu kaçırıyorsunuz.Belki de çoğu espriyi bu yüzden anlamadık.

-Oyunculuk: Hepsi çok şekerdi,zaten sevdiğim bir kadro belki tarafsız yorum yapmıyor olabilirim.Söyleyeceğim tek şey var ki Özkan Uğur baydı artık,kadrodan ayrılsa fena olmayacak.. Zafer Algöz'e ise değinmeden geçemeyeceğim,gerçekten çok başarılı..


Sonuç olarak işin içinde Cem Yılmaz olmasa kesinlikle gitmeyin derdim ama ilgili şahsın yarın tekrar daha başarılı bir çalışma yapabilmesi için gidin diyebilirim..Vaktiniz varsa paranız varsa gidin.. Ama beklentiye girmeyin.. Filmin Çin'de geçen bir devamı gelecek sanıyorum dilerim o böyle hayal kırıklığı yaratmaz.

Milyoner- Slumdog Millionaire

31 Mart 2009
Oscar alan filmi beğenmemek işin artistliği 'adamlar beğenmiş,millet yıkılıyor ben popoma bile takmadım hıh' saftirikliği.. Bu durum erkek-kız mevzularında da olur,herkesin ayılıp bayıldığı adama burun kıvırır kız grubundan biri ve seferinde en çirkini olur..

Niye serzenişle giriş yaptım ki,saat geç diye sanıyorum.Yahu filmi yazacağım üstüne 45 tane dizi izledim filmi unuttum görüyor musun? O veledin adı neydi jamal,yok uzun suratı hali değil bebeyken daha... Ya bir türlü giremiyorum mevzuya ama çocukluğunda yuvarlak hadi tostoparlak suratlı olan biri sonra büyüyünce o kadar değişebilir mi yahu? Bir insanın çocukluğu bu kadar tatlı olurda ergenliği bu kadar mı çirkin olur.. Hintli erkeklerle hiç işim olmaz.. Bir kere elleriyle pilav yiyorlar ya,kusacağım ya Rabbim..

Film etkileyiciydi ama ortalama bir Türk, bu acıların,sevinçlerin sahtekarlıkların alasını yaşadığı için pek sallamaz sanıyorum.Annem ben küçükken öldürüldü yetim kaldım,Sevip de kavuşamadım,şerefsizin biri hatta en yakınım abim sevdiğim kıza tecavüz etti,kız sonra kötü yola düştü,sonra mafya babası elimden aldı,sonra parayı buldum,hayatı onikiden vurdum.. Falan filan.. Mesele konu değil zaten konusu bilindiği üzere yeşilçam da zilyon kere işlenmiş bir konu hatta hala nasıl oluyorda ölmek üzere olan porno film yönetmelerinden biri çıkıp da o senaryo benim,çalmışlar diye A.İ.M başvurmuyor anlamış değilim..

Mesele işlenişi,görselliği,konuya dahil olan onca başka hikaye,bütün ayrı parçaların bir bütünlük arz etmesi,ifadeler,mekanlar,renkler,içtenlik aynı zamanda farklılık.. Bizim beceremediğimiz ama adamların bizim üstüne 90785 film çektiğimiz senaryo ile oscar almalarının sebebi bu..


Özetle hintli bir gencin hayatın zorlukları içinde yaşadığı tüm iniş çıkışları bir tv programı ile bağdaştırmasını konu alıyor.Öğrenmenin yaşamak ile eşdeğer olduğunu,yaşayarak öğrendiğimiz hiçbirşeyi unutmayacağımızı,kötü kadın olmuş sevgilinizin peşini bırakmamanızı,size kazık atan abinizi affetmeniz gerektiğini küçük emrah gibi onu vurup hapse girmenin bir halta yaramadığını,oscar almak için samimi öyküleri kaliteli işlemenin kafii olduğu ve en nihayetinde türk sinemasının hala bir arpa boyu yol alamadığı ortaya çıkıyor.

Filmi izlemenizi tavsiye ederim,hayatın zor yönlerini keyifli ,en azından sıkıcı olmayan bir dille ele aldığı için,farklı olduğu için,hindistan görüntüleri merak uyandıracağı için,jamal veledinin o tatlı suratını görmek,b.k diye nutellaya bulandığı sahne çok iğrenç ama merak uyandıran bir sahne olduğu için,film müzikleri sizi dans etmeye teşvik edecek kadar keyifli olduğu için,oscar aldığı için,ben tavsiye ettiğim için :P

Operasyon Valkyrie - Operation Walküre

16 Şubat 2009


Tom Cruise bir filmde oynasın da ben sevmeyeyim ..hiç böyle birşey olmadı.. hayır yakışılılığından bahsetmeyeceğim zira benim için ortalamalarda bir adam,yani sırf o var diye bir filme gidecek değilim.. gitmedim de hiç.. ama sanırım senaryo seçiminde ona güvenebiliriz.. kötü bir projeye hizmet etmiyor..şöyle de anlatabiliriz Mehmet Ali Erbil'in oynadığı bir filmi gördüğünüzde ne düşünüyorsunuz? işte Tom Cruise bende o etkinin tam tersini yaratıyor..

Orjinal adı Operation Walküre olan filmde Adolf Hitler' e yapılan 42 süikast girişiminden sonuncusu konu ediliyor.. Almanya'da günümüzde halk kahramanı olarak tanınan üst düzey bir subay olan Claus Von Stauffenberg,savaşta gözünü ve parmaklarını kaybedecek kadar vatansever ancak Hitler'in yanlış politikasının insanlık tarihine ihanet olduğunu düşünecek kadar da mantıklı bir subaydı..

Hitler'i öldürmek üzere hazırlanmış operasyon oldukça iyi bir çalışma olup filmi izlerken bir süikast sonucu ölmediğinden emin olduğunuz Hitler için "Allah'ım bu sefer ölsün ya" derken buluyorsunuz kendinizi.. Tarihe,devlet meselerine buna karşılık ülke gidişatının,savaşın insanlık üstüne etkilerini görmek istiyorsanız.. Gerçekten farklı bir film izlemek,tamamen sıradanlaşan film tercihinizin dışına çıkmak istiyorsanız bu film tam size göre..

Filmde şimdiden izleyenlerden aldığım yorumlar üzerine kültleşecek bir sahne var ki gerçekten kalbinize dokunuyor.. General yaptıkları sohbetin bitmesinden sonra klasikleşen "hitler çok yaşa" selamlamasını yapmaması üzerine darbeci subay kahramanımız Stauttenberg'i uyarıyor.. Stauttenberg ise kopmuş kolunu hitlere selam vermek üzere kaldırıp son sesiyle haykırması inanmadığı bir lider için elini kaybeden bu adamı,o an anlamanızı sağlıyor..

Keşke biraz da dramatik işlenseydi keşke,biraz daha uzun süreseydi,keşke her tarihi film böyle anlatılabilseydi diyebildiğim bir film.. Kesinlikle izlenmeli efendim..

Bay Evet - Yes Man

15 Şubat 2009

Jim Carrey'e gülemiyorum.. yıllardır gülemiyorum.. Yalancı Yalancı,Truhman Show veya Dick ve Jane hiçbirine gülmedim ki buna güleyim,buz gibi.. "Ahhaaha oğlum jim carrey'in filmi gelmiş koş gidelim," diyenlere böyle şaşkın şaşkın bakıyorum hep niyeyse,hepsi de erkek oluyor..
Tek kayda değer filmi Eternal Sunshine of spotless mind 'dır ki burada da komedi namına bir kasma durumu yoktur.. jim carrey bence komediden vazgeçse çok faydalı olacak zaten oldukça yaşlanmış,mimiler yavaşlamış falan..

Hayatı ıskalayan bir adamın ,bu yanlışından dönmek istemesi ve kötü gidişata dur demek için bir seminere katılamasıyla başlıyor herşey.. Seminerde hayatın getirdiği iyi veya kötü herşeye evet demeniz telkin ediliyor,hikayede bunun etrafında dönüyor.. Çok sıkıldım,daraldım şimdilerin iğrenç ifadesi ama hiç gülmedim :)


Dvd'sinin bile alınmasına gerek olmayacak kadar sıradan ve bayağı.. salonda gülmeyen o kadar insan içinde gülenler ise yaşlı kadının takma dişlerini bardağa çıkarıp jim carrey'e oral seks yapmasına güldüler ? veya hastahaneden kaçan jim carrey'in hastanehane kıyafetiyle motor kullanırken görünen poposuna güldüler ? komik mi bunlar? bilemiyorum..

Bay evet,tamamen zaman kaybı..

Avustralya,Tavuklu Börek,İzleyiciler,Yıldız Parkı

18 Ocak 2009
Dört gün ne zaman ,nasıl geçti yahu! yazmadığım aklıma gelince çok huzursuz oldum hemen gelip birkaç başlık ile özet geçeyim dedim.. seni ihmal ediyor gibi görünüyor olabilirim bebişim,ama emin ol daha çok malzeme ve yazıyla geri döneceğim benim sevgili blogum.. bir de herkes bloguna "kız blog" falan diye hitap ediyor benim blogun erkek olduğunu düşünüyorum niyeyse.. kesinlikle bayan değil!

Avustralya

155 dakikalık bir masal.. eğer kendinizi kaptırabilirseniz 155 dakika boyunca kendinizi Avustralya'nın uçsuz bucaksız topraklarında bir atın üstünde önünüzde sürmeniz gereken binlerce sığır ve aborjinlerle birlikte bulabilirsiniz.düşündüğünüz de oldukça uzak gelen bu kavramlar filmi izlerken oldukça yakın gibi geliyor.. anı anını tutmayan aksiyon filmlerinden,sert cinsel sahnelerden oluşan aşk-seks filmlerinden veya absürt espriyi temel almış komedi filmlerinden hoşlananların pek zevk almayacağını düşündüğüm bu film.. sinemaya gitmeyi,boş kalan 2 saatimizi sıcak bir mekanda geçirelim mantığına sahip izleyicilere de pek hitap etmeyecektir..

Filmde her ülkede her bölgede sıkıntı yaratan tekelciliğin "insanlığa zararı",aborjinlere yapılan asimilasyon çalışmalarından yola çıkılarak "ırkçılık",japonya'nın avustralya'ya saldırısı nedeniyle "savaşın acı yüzü ",bayan patron'un krem renkliye(nullah) olan sevgisiyle "anne sevgisi" ve elbette güzel bir kadın ve güzel erkeğin yakınlaşmasıyla "aşk" konu ediliyor..


yüzlerce birbirinin benzeri filmle karşılaştırırsak izlenmesi gereken sıcak bir hikaye sizi bekliyor..

Tavuklu Börek..

paçanga böreği yapma amacıyla başlanmış börek çalışmam zat_ı muhterem'in tavuklu börek isteği ile yön değiştirdi..uzun zaman önce bir cafede yemiş olduğumuz tavuklu börek efsane olmuştu.. bende bu efsaneye kendi efsanem ile son vermek adına bu böreği yaptım:) zat_ı muhterem,tahminimden çok büyük tepkiler verdi,benim yeteneğime övgüler pratikliğime saygılar sundu.. sonuç olarak iki taraf da mutlu oldu :)

12 adet börek için içindekiler:
3 adet yufka

harç için:
200 gr rendelenmiş kaşar
300 gr minik doğranmış tavuk göğüs eti
1 adet hazır garnitür konservesi(bezelye,havuç,patates)
1-2 adet küp doğramış domates
nane,kırmızı biber,1 çay kaşığı yağ
yufkayı üçgen şeklinde 8 parçaya bölüyoruz,üçgen şeklindeki iki yufkayı üstüste yerleştirip içine harcımızı koyuyoruz..sigara böreği veya yaprak sarar gibi sarıp,ardından kızgın yağda kızartıyoruz..






Yıldız Parkı

İstanbul'da park ve bahçeler ile ilgili bir müdürlük var ise o koltukta ben oturmalıyım.. hepsini teftiş ediyorum dönem dönem,piknik manyağıyım.. gitmediğim bir belgrad ormanı(ki tamamen sosyal fobi ehi ehi :) ) bir de yıldız parkı vardı.. yıldız parkına gittim..beşiktaş'ta bulunan bu güzel koru,birden sizi şehrin gürültüsünden alıp yerini kuş seslerine bırakan bir güzelliğe götürüyor.. parkın içinde malta köşkü,belediyeye ait bir tesis,yıldız-şale müzesi ve yıldız porselen fabrikası var..


fakat parkın en önemli yönü,her an çiftleşmeye hazır çiftlerin sizi karşılaması.. biz alışana kadar bir süre bu gördüğümüz hareketlilikleri "aaa tavşan mı var orada,yok yok sincap bence "gibi gayet saftirik tepkilerle karşıladık.. sonra idrak ettik ki yıldız parkının çiftlerin yakınlaşmasına dair bir etkisi de var..yaşları ufak olan birkaç çifti rahatsız ettim,diğerlerine dayandıkları ağacın veya uzandıkları bankın bir parçası gibi davrandım :)


yıldız parkı ziyaretinde telefonun azizliğine uğradığım için size parkın görüntüsünü A Cup of Caffein adlı blogdan çaldım :) park hakkında daha geniş bilgiyi buradan edinebilirsiniz..


İzleyiciler..

Blogger bu hizmeti vermeye başladığından beri,takip etmek istediğim fakat her defasında blog listesine ekleyemediğim bir sürü blogu takip etme şansım oldu.. tesadüf eseri karşılaştığım sonra unuttuğum yine birçok blogu aynı yöntemle takip edebildim.. oldukça faydalı bir eklenti olduğunu,bizleri blog okumaya teşfik ettiğini düşünüyorum.. fakat.. her durumda olduğu gibi amacı dışında kullanılmaya başlayan bu eklenti şurada da belirttiğim gibi can sıkıcı durumlara da neden olabiliyor..

izleyici eklentisi geldiğinden beri izleyicilerimdeki artış bir ileri bir geri şeklinde devam ediyor..açıkça belirtmek istiyorum ki izleyici sayım artsın diye,bazı blogdaşlarım gibi zerre kadar takip etmedikleri hatta içerikleri bile bulunmayan türlü türlü blogları takip edecek değilim.. bunu profesyonel olarak yapan,o rakamın artması için envayi çeşit blogu izlemeye alan bloggerlar tanıyorum ,bu beni ilgilendirmez elbette.. ama beni ilgilendiren birisini izlemeye alıp onun sizi izlemediğini gördüğünüzde izlemekten vazgeçmeniz.. bu bana çok basit geliyor, açıkca söylüyorum ki bu sahtekarlıktır.. elbette bazen temadan kaynaklanan eklentilerin silinmesi vb durumları katmıyorum bu duruma..

bunu yapanların belirli bir yaşın altında olmasını saygıyla karşılarken sırf ahşap boyama blogu açan birinin bloguma dair tek kelime okumayıp beni izlemeye almasını akabinde ben izlemiyorum diye çıkartmasını gülümseyerek karşılıyorum.. bu ve benzeri örneklere sahip arkadaşlar hepinizi engellemiş bulunmaktayım.. sizin düşündüğünüz gibi sayfamda bulunan o izleyici rakamı umrumda değil ne de sizin beni okumamanıza rağmen izliyor olmanız..

bloga küreselleşen dünya'da siyasi çıkmazlar adı altında yazılar yazmıyorum,çoğu sohbet havasında yazılar,insanların hayat görüşlerine vurgular yapan sertliklerde yok..bu sebeple izlemeyi bırakanların gerçekçi nedenleri olduğunu düşünmüyorum..

şimdi herkes özgürce "bu blogu izlemeyi durdur" butonuna basabilir.. zira bundan sonra basacakları ifşa edeceğim.. "seni sonzsuza dek izlemeye mecbur muyum düdük makarnası,s... blogunu" diyenler... öpüldünüz..

rec: ölüm çığlığı

23 Kasım 2008

insan sırf ispanyolca manyaklığı yüzünden filme gider mi? ben gittim ; "rec: ölüm çığlığı" şu yabancı filmleri türkçeye çevirirken özellikle de film isimlerini çevirirken hep bir yamuk yapıyorlar.. filmin adı ingilizce "güneşin çiçekleri" oluyor mesela bizimkiler "ayçiçeği çiğdemi " falan gibi çeviriyorlar.. gittiğim filmin de orjinal adı [rec] ama elbette en azından "kayıt" diye isimlendirecekleri film için bu ismin kıytırık olduğuna karar verip niyeyse ölüm çığlığı eklemesini de yapmış düşünceli çevirmenlerimiz..



film 2007 ispanyol yapımı.. yönetmenin adını öğrenmiştim ekşi'den( bir filme gitmeden önce mutlaka ekşi sözlükten okurum yorumları) ama şimdi yazsam da pek tanıyan çıkmayacak :P bende tanımıyorum zira hem manyak belli ki böyle bir film çekmiş,gerek de yok tanışmaya :P
filmi ilginç kılan tamamının el kamerasıyla çekilmiş olması,bana ilgi çekici geldi.. ama bu durumun filme daha da kasvet kattığını söyleyenleri de işittim.. tv muhabiri Angela ve kameraman Pablo itfaiyeciler üzerine hazırladıkları program nedeniyle itfaiyeyle beraber gelen bir ihbar üzerine ,ihbarın geldiği eve gidiyorlar ve hikaye orada başlıyor.. özetle bir hastalık var yıllarca saklanmış o apartmanda,ondan ona geçiyor virüs sonra bütün komşular birbirini yiyor falan :P keyifli yani bol kanlı,zombili,ısırmalı "böööööö" sahnelerinin çok olduğu bir film"ben korkman amann beee" diyenleri bile korkutacak eminim.. film mükemmel olduğu için değil insan olduğumuz için.. zat_ı muhterem bu filmin ikincisinin de çekileceğini ancak bizim bir daha asla gitmeyeceğimizi söyledi :P


Angela [adım angela olsaydı ne olurdu yahu :( ] filmde deli gibi hızlı bir şekilde ispanyolca konuşuyor ve ben hayranlıkla bakıyorum.. sanki dünyanın en mucizevi şeyini yapıyormuş gibi.. ispanyolca konuşuyor düşünün bi de hızlı hızlı.. aman Allah'ım :P şu dili öğrenmezsem bana huzur yok.. zat_ı muhterem 'in adını da Pablo diye değiştireceğim zaten.. sadece 75 dakikalık bir filmde ispanyol mandasına girdim yahu!!

filme gidelim mi diyorsanız ?
ne olursa olsun korku severim ,zaten süresi de kısa vakit kaybı olmaz,kusmam da kandan falan diyenlere..
"si" diyorum :P

Kısa Kısa..

10 Kasım 2008
sadece bir gün mü ara verdim yahu :P dayanamadım geldim hemen.. kısa kısa notlar..

Kavuşma..

birbirine aşık iki insanın kavuşma sahnesi hep gözlerimi doldurur.. ve ben bu sahneyi sıkça yaşıyorum.. ne çok özlemişim seni ya.. iyi ki varsın iyi ki benimsin ..

Yine Aylardan Kasım :P

malumunuz dün fb-gs maçı vardı..maçtan önce zat_ı muhteremle birbirimize iddialı sözler sarfettik.. zat_ı muhterem ve onun gibi psikopat gs taraftarı arkadaşları ile maçı birlikte izledik.. düşünün bir sürü gs taraftarı içlerinde ben.. biri de sevgilim.. zordu ama bir o kadar keyifliydi.. tam ortalarına oturmuşum niyeyse! ilk golde bir kucaklaştılar dakika 1 ve ben çöktüm.. ama sonra? maçın geri kalanı benim iğrenç esprilerimle,onlarla dalga geçişlerimle sürdü gitti.. zat_ı muhtermi kaybediyorum sandım..adam kıpkırmızı,ağzından tek laf çıkmyor.. sesim kısıldı bağırmaktan.. bir de azar yedim erkekler gibi maç izliyor muşum ? nasıl bişeyse:) herşeyim battı tabii yenilgiden sonra.. azarladılar beni bi sus artık diye.. takımı yenilmiş bir erkekle dalga geçmek gerçekten tehlikeliymiş..

ve sonuç.. fenerbahçe sevgisi başka hiç bir duyguya benzemeyen bir mutluluk.. beni fenerbahçeli yapan sevgili babama teşekkür ediyorum.. ayrıca cincon taraflarınında acısını paylaşıyorum.. hıncal uluç'a da ne desem bilemedim şimdi küfür edecektim ama :P:p


İş Görüşmesi..

az sonra zat_ı muhteremle iş görüşmesine gideceğiz.. o sabah bir tur gitti öğleden sonrakine de birlikte gideceğiz.. buradan da duyuru yapayım da.. zat?ı muhremi az çok tanıyorsunuz.. askerliğini yapmış uyuz ,gıcık bir endüstri müh ihtiyacı olan varsa mesaj yazsın bana :P
ben aracı kuruluş olurum yanii..
kanimin olduğu semtteki adecco'da görüşme :( ama o çalışıyor.. ne zaman o semte gitsem kaniyle kıkırdardık,gezinirdik,böhüüüü :((tam bu esnada telefon çalar ve kani arar,telepati var bu kızla aramızda)

bu arada,zat_ı muhterem takım elbise krizini hala aşabilmiş değil,dışarı çıktığında utanıyor,düğüne gittiğini düşünüyormuş :)

Issız Adam..

akşam için bilet aldım..ıssız adam,zat_ı muhterem danası james bond'a gitmek istiyormuş ama ben çok merak ediyorum bu filmi elbette benim istediğim olacak..yarın film hakkında uzunca yazarım umarım..

10 Kasım..

kafamda öyle çok vardı ki yazmak istediğim.. ama böyle sıkışık zamanda yapabileceğim kadar değersiz değil benim için.. Sadece rahmet ve hasretle anıyorum..Mekanın Cennet Olsun Mustafa Kemal Atatürk..

Diyalog / Bölüm-2

11 Ekim 2008



film repliği tadında diyaloglar/2



Zat_ı Muhterem: bana kızmıyorsun değil mi?



Üfürükten Prenses : kızıyorum,bilerek zorluyorum,iyi kötü tepki ver diye..



Zat_ı Muhterem : zoraki yapılan herşeyi yapay buluyorum prenses..



Üfürükten Prenses : senin yapay bulmadığın bir şey var mı Allah aşkına,senin için tüm sevgi belirtileri "yapay"



Zat_ı Muhterem : sen..



Üfürükten Prenses : efendim..?



Zat_ı Muhterem : yapay bulmadığım tek şey,sensin..

Related Posts with Thumbnails