bir insan diğerinin hayatına ne katabilir? ona ne öğretebilir? gülmeyi,sevmeyi,yemek yapmayı,savaşmayı,acıtmayı ve belki sevişmeyi.. ya giderse ne alıp götürür? verdiklerinden daha fazlasını.. hayatımıza soktuğumuz değer verdiğimiz çoğukez kendimizden alıp onlara verdiğimiz tüm güzellikleri tek bir hareketle ken
ara atabilen erkeklere aşığız.. ve bu erkekler öyle sıkışmışlar ki sevmekten çok sevilmeyi..vermekten çok almayı.. yaşamaktan çok ölmeyi tercih ediyorlar.. bir erkeği en çok korkutan şeyin "gerçek aşk" olduğunu öğreniyoruz filmle.. erkeklere neden güvenmememiz gerektiğinin açılımı belki.. belki de bir savunması bu film.. aslında "hata yaparak büyüyoruz biz" diyor erkekler ve hatalarla kaybettiklerine yanarak..zaman zaman aşka inancımı yitirdiğimde aklıma gelecek ada.. ve sanılanın aksine bana savaşmayı değil,terketmeyi telkin edecek.. çok duygulandım evet,film bittiğinde ağlıyordum..ışıklar yandı,insanlar alkışlıyordu ben ağlıyordum.. bazen sizi bekleyen bir sonu görür gibi olursunuz ya,,, bilmiyorum.. birbirine aşık olduğunuz sanan veya öyle olan bir çift filme gittiğinde.. ya bizden birşey olmaz diyerek biterecek ilişkisini yada bin kat daha güçlenecek.. sevgilim kulağıma:"seni kaybedecek kadar aptal değilim" derken ben daha da çok ağladım..çünkü bu filmle anladım ki.. eğer beni kaybedecekse ben buna itiraz etmeyeceğim.. ada gibi kabulleneceğim..
aşktan yana herşeyin olduğu filmde.. herşey aşka eşlik ediyor.. ama detaylar ilgi çekici özelliklede sesler.. şehrin sesleri tamamen filmde belki de sıcak yapan bir başka unsurda bu..ada ile alper'in uyuduğu sahnede ezan sesi,ada'nın merdivenlerden düşmesi,alper'in annesinin ada'nın hediye ettiği kıyafetleri restoranda yemek yerken göstermek istemesi,kitap sahafçısı kadının ada'ya gereksiz kötü davranması,uyandığında alper'i yanında görmeyen ada'nın o korkusu..bütün bunlarla film bitip üstünden birkaç gün geçince farkedebiliyorsunuz..
eğer canınızı yakmak istiyorsanız,kaybettiklerine yanmak veya kaybetmedikleriniz kıymetini anlamak istiyorsanız,hayat filmlerdeki gibi herzaman "mutlu son" ile bitmediğini idrak etmek istiyorsanız.. bu filme gidin..bizden birşey olmaz diye düşündüğünüz türk sinemasına saygı duyun.. bizim seslerimizle,bizim renklerimizle "aşkı" yaşayın.. çağan ırmak'ın filmin sonunda "bu filmi bize armağan ettiğini" söylediği bu filmi izleyin..
"karlar üstünde donmak üzeresin,uyku tatlı geliyor şimdi,ama aslında öldüğünün farkında değilsin.."
