beykoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beykoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kanlıca-Beykoz-Mihrabat Korusu

1 Nisan 2009
"Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bir taşa,Gözümün yaşını yüzdürürüm hisara doğru" demiş ya Sezen Aksu,der tabii yalısı var dana gibi,o yazmayacakta ben mi yazacağım bu şarkıyı,peahh! Sezen Aksu kadar afilli yerinden bakamasak da sevdik Kanlıca'yı..Yoğurt canavarı olup da hayatında meyveli yoğurt bile yememiş birisi tatlı içerikli kanlıca yoğurduna bayılabilir mi? Ballı ve pudra şekerli iki yoğurt alıp da ballıyı erkek arkadaşı hemen tükettiği için fotoğrafını çekemeyen bir kız bu nedenle sevgisiyle "dana mısın sen hemen yiyorsun"diyerek kavga edebilir mi :P Ceza olarak da el mankeni olarak onu kullandım..



Bir gezi yapacaksanız onun hakkınızı vereceksiniz.Arabadan in otobüse bin,vapurdan in taksiye bin,yok öyle gezme olmaz. Ayaklar ağrıyacak,gezintiye çıktığımızda ki uzunca bir yol vardı önümüzde bunu şart koştum.Ulaşım araçlarını,özellikle de özel ulaşım araçlarını kullanmak yasaktı.Önümüzde böyle bir yokuş vardı,Mihrabat Sultan Korusuna çıkan yokuş.İtiraf edeyim en çok sürünen,mızmızlanan ben oldum ama tırmandık.Yol boyunca güzel evler var,onlara bakmak bile o yolu arabayla geçmekten daha keyifli,konfor herzaman size mutluluk vermeyebilir..



Doğaya baktığınız da,biraz da "görmek" için baktığınızda size güzel mesajlar verebiliyor.Bu tahtalar korunun içinde bulunan minik bir açıkhava tiyatrosunun oturakları.. Bu tahtaların arasından inatla çıkmış bu çiçeğe baktım bir süre,öyle ciciydi ki,az kalsın üstüne oturuyorum :P Kızdım kendime ..O yaşamak için güneş görmek için inat etmişti,bizin onun toprağına el koymamıza bile dayanmıştı.. Herbirimiz yaşamak için böyle direnmiyor muyuz? Ya da direnmemiz gerekmez mi?




Çektiğim fotoğrafların hiçbiri içime sinmeyince bunu buldum,benimkiler ya çok civcivli ya da çok sade oldu.Olası manzara bu,benim gördüğümde buydu :P Anadolu Yakası'ndan bakmak çok farklı burada hengame yok,insanlar daha sakin,bir koşuşturma yok,hayat daha yavaş akıyor sanki..

Pusluyken de böyle,akşam olunca baktığınız manzara daha da anlam kazanıyor.Ama ben o hissi size fotoğraftan yaşatamadım..Üşüyorsunuz,yaz bile olsa üşünüyormuş öyle dediler.. Ama oradan ayrılmak istemiyorsunuz.Yazın bir kez daha gitmek gerek,sohbeti güzel arkadaşlar bulup,uzun uzun sohbetler etmek gerek..



Ve şikayetlerim. Koru alanında yaşananlar. Bölgeye geldiğimizde sezonun daha açılmadığını ve koruyu gezemeyeceğimizi söylediler,bizde onlara mangal yakmayacağımızı söyledik :) sonra ben elbette ısrar ettim,gerekirse kendimi yerlere atabileceğimi,iğrenç bir karaktere sahip olduğumu belirttim,yanımda bulunan zat_ı muhterem kafasıyla onayladı,"Allah başınıza vermesin ,manyaktır,bence müsaade edin "dedi.Sonra görevliler bize koruyu gezmek istiyorsak orada buluna koru ile aynı adı taşıyan fakat özel bir işletme olan restaurantta birşeyler yememiz gerektiğini söyledi,param yok dedim,bak elimde bir su şisesi sadece bununla geldim.manzaraya bakıp su içeceğim.. Zat_ı muhterem mor ve türevleri renklere boyandı,"ne olur üfürük şurada yemek yesek acıkmadın mı zaten,ne kadar çirkeflik yaptın,büyüttün meseleyi " dedi. Daha çok kızdım,yemek yemezsek burayı gezemiyor muyuz ,son kararınız bu mu dedim? Sonra kıvırdılar,gezmemize müsaade(?) ettiler,sağolsunlar Orman İşletmelerine bağlı bir koruyu oradaki işletmenin izniyle gezebildik.Eve gelir gelmez İBB'ye Bilgi Edinme Hakkı ile bir yazı yazdım,ses-seda yok,Topbaş beni iplemedi.. Üzüldüm,kendi ormanımıza başkasının müsaadesiyle giriyoruz,bizim vergilerimizle düzenlenen ormana.
Related Posts with Thumbnails