gençler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gençler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Cinayet ve Toplumsal Yozlaşma

16 Haziran 2009
Günler oldu,cinayet hakkında yazmak istemedim.Nemalanmak gibi olacaktı lanet okumak,yazanlara saygılıyım elbette ama içimden gelmedi.Sadece dua ediyordum katilin yakalanması için ve aynı yaşta bulunan gençlerin biraz daha akıllıca davranması için.. Gözyaşı döktüm,ölüm şekli,bulunuş şekli,ailenin duyguları,sınıfsal farklılıkların etkileri hepsi beni çok üzdü.

Münevver Karabulut ile Cem Garipoğlu'nun msn yazışmalarını okuduğumda canım biraz daha yandı.17 yaşında olan bir kızın tüm saflığını gördüm,buna karşılık birileri aynı satırlardan çirkin olacak ama "hafif" bir kız duruşu çıkartmıştı.Kendi 17 yaşımı aklıma getirdim.Münevver gibi değildim.Flört ettiğim çocukla evleneceğimizi,çocuğumuzun adını da bilmem ne koyacağımızı falan hayal etmiyordum.Seneye üniversiteye gideceğimi muhtemelen o çocuğu unutacağımı biliyordum.Saf değildim yani,temizlik belki bu.. Münevver kadar temiz bakamıyordum,ahlaksızlıktan değil ama mantığın daha baskın olmasındandı belki..Hiçbir zaman masal aşklarına inanmadım.Kendi aşkımı bizzat kendim imal ettim ve yaşadım.

O yaşlarda ne yaparsanız yapın doğru olduğuna inanırsınız.Sizi yolunuzdan çevirecek tek unsur arkadaşlardır.Eğer yakın arkadaşınız "erkek arkadaşının evine git ne olacak ki kızım,annenin haberi bile olmaz,hem düşünsene ne romantik" diyorsa,iş bitmiştir,gidersiniz.Ötesini düşünmezsiniz,düşünemezsiniz..Anneninizin aşırı temkinli,babanızın aşırı asabi,komşuların aşırı dedikoducu,sevgilinizin aşırı muhteşem ve sizin aşırı aşık olduğunuzu düşünürsünüz.Üstelik aileden gizli birşey yapmak,suçluluk değil olgunluk katar o yaşlarda insan,öyle bir his verir."Annem gitme dedi ama gittim,artık kendi kararlarımı verebilirim.."

Ölümün hakedilen birşey olduğunu bize kim öğretti bilmiyorum..Eğer yanlış birşey yapmazsan ölmezsin demek nasıl bir vicdanın eseridir onu da bilmiyorum.Münevver ve Cem'in yazışmalarını okurken okuduğum yorumlar kanımı dondurdu.Yorumculara göre Münevver,Hilton'da kutladıkları sevgililer günü gecesi aynı otelde Cem ile kalmıştı.Yani? Yani kötü bir kız oluyordu Münevver,ölmeyi yavaş yavaş haketmeye başlamıştı.Eğer sevgilisiyle hepimizin paramız olmadığı için gidemediğimiz Hilton'a gitmeseydi,geceyi de bir rivayete göre Cem ile orada geçirmeseydi,böyle bir kız olmasaydı,Cem'in evine gitmeseydi,boğazı testere ile kesilmezdi öyle değil mi? Kızını çöp tenekesinde bulan acılı bir babaya "kızım bakire,tertemiz gitti öteki tarafa diye " açıklama yaptıran böyle bir zihniyettir işte..

Aklıma hemen kendi hayatım geldi.Yemek yapacak,yiyecek kadar,oturup saatlerce kağıt oynayacak kadar,arka arkaya 3-4 film izleyecek kadar Zat_ı muhterem'de bulunmuşumdur.Belki daha da fazla..Ya birşey gelseydi başıma,gelebilirdi veya gelmeyebilirdi.Ama bu ders çalışmaya gittiğim 10 yıllık kız arkadaşımın veya canımdan kanımdan akrabamın evinde başıma aynı türden birşey gelmesiyle aynı ihtimal. Eee peki ne yapacağız,güvenmeyeceğiz uzun süre ve en önemlisi ailemizden kopmayacağız asla..İster 13 yaşında olalım ister 43.. Bu kadar tehlikeli bir dünyada güvendiğimiz insanlarla herşeyimizi paylaşacağız,en azından öldükten sonra bazı şeylerin açıklığa kavuşabilmesi için..

Acı ki şöyle bir tavsiye dönüyor çevrede.. Bir saldırıya uğruyorsunuz düşünün,öleceksiniz veya yaralanacaksınız ya da ölmek üzeresiniz..Son çabanızla saldırın,size saldırana saldırın ki bir dokusu kalsın tırnaklarınızda bedeninizde,en azından cezasını bulsun suçlular.Böyle bir tavsiye nasıl bir infial yaratır bilmiyorum ama durum bu..

Vahşetten ötesi var maalesef..Parasıyla,dünyayı cinsel organına taptıracağını sanan erkekler var mesela..Gerçek aşkın binbir halini henüz tatmadan ergenlikte çocuk yapma hayalleri kuran kızlarımız var.Çocuğu mutlu olsun diye yanlışları doğru yapan ebeveyinler var.Doğunun daraltıcı yapısıyla,batının uçurumlara sürükleyen özgürlüğü arasında gidip gelen aileler var. Bir cinayete "Kesikbaş Cinayeti" diye lakap takabilen pislik bir medyamız var..

Beni Münevver Karabulut Cinayeti ile ilgili yazmaya iten okuduğum şu "Allah'sız " yorumlarla son vermek istiyorum.. Bu yorumlar katilden bile korkunç..

"Para için, kızlarını k..dün altına sokanların üzülmeye hakkı yoktur.

" Bu kadar adi bir k..t piçine kızını kakalamaya çalışırsan kafasını çöpten toplarlar."

"Katil; ruh hastası, insani duygulardan nasibini almamış aşağılık bir insan müsveddesi, maktul ise, Adli Tıp raporlarının sonucu ne olursa olsun -Adli Tıp, kamuoyuna mal olmuş olaylarda, kamuoyunun nabzına göre rapor veren bir kurumdur- 18 yaşında olmasına rağmen kızışmış müstakbel bir umumi kızdı"

"Düzgün ailelerin düzgün kızlarının kafası kesilip çöpe atılmıyor.Bunlar ailecek kaşınmışlar ve sonunda belayı bulmuşlar"

Ben Ölmeden Önce..

27 Kasım 2008
Ara ara gelirler bana .. ölüm konusu beynimin köşesine takılır.. orada sabitlenir ortalama 3-4 gün sonra oradan ayrılır.. acaba ne zaman öleceğim,nerede öleceğim,nasıl öleceğim..? gibi soruların cevaplarını aramaya başlarım.. internette salak salak siteler var ölüm zamanınızı hesaplıyorlar falan.. geyik olanların dışında yediğiniz içtiğinizle sağlık koşullarınızla sizi değerlendirenler var.. ortalama 68-73 arası bir şey vaat ediyorlar bana.. derdim çok yaşamak değil yanlış anlaşılmasın . sanırım beni korkutan hep tetikte yaşamak.. yani şimdi uyuyacağım ama sabah kalkabilecek miyim kaygısı.. zat_ı muhteremle kavga ettiğimizde yaşarım bu kaygıyı genelde.. ölsem şimdi ya da ona bir şey olsa.. her şey böyle berbat kalacak.. ben onu çok seviyorum böhüüü falan der hemen yumuşarım,artık bahane mi ediyorum ne :P

birisiyle azıcık bu konuda sohbet etmeye kalksam: aman üfürük Allah gecinden versin güzel şeylerden bahsedelim,içimi karartın" der..içimden "şimdi hınk diye gitsek görürüm ben seni,ölüm hakkında konuşmayınca ölüm gelip bizi bulmuyor sanki" derim..


ölüme bakış açısı biraz da inançlarıyla alakalı galiba.. bir kısmımız büyük bir kısmımız cennet-cehennem temelli kaygılar yaşarken .. çeşit çeşit inanışlar var ölüm ve sonrası üzerine.. inandığım din üzerinden gidersem .. şimdi 24 yılı bitmiş ömrüm film şeridi gibi gözlerimin önüne geldiğinde.. cennet biraz hayal gibi geliyor.. ramazan aylarında tutulan oruçlar+kandil özel günlerdeki oruçlar (belki bonus alırım buradan çünkü yazın sıcağında tuttuk falan : P ) işte dönem dönem başlanan ama bir şekilde bırakılan ama hayatın bir döneminde kesintisiz kılınmış namazlar,iyilikler belki bilmeyerek yapılan :P bilerek yapılan iyilikler :P bunaldığımda Kuran okumaları,kendi çapımızda yapabildiğimiz maddi yardımlar,dualar yakarışlar,tövbeler,iyi insan olma çabaları,herkesi sevme kucaklama kamil insan olma debelenmeleri.. bunlara karşılık.. hırsla ,kinle kalp kırmalar,bilerek bilemeyerek yapılan kötülükler,isteyerek veya istemeyerek söylenen yalanlar,dinen yasak içecekler,yine dinen tavsiye edilmeyen kılık kıyafetler,sosyal hayatın getirdiği sertlikle yapılan vicdansızlıklar,belki benim bilmediğim nice örneklere sahibim beni cehenneme en afilli yerden biletle ulaştıracak..

muh-te-şem!!!


ölümü hatırlayınca.. korkmamız bu dünyaya olan sevgimizdendir.. ve itiraf etmek gerekirse bu sefer ölüm düşüncesini beynimin bir köşesine getiren şey dün yaşadığım o minik depremdir.. korkum ise ölmekten çok ne öldükten sonra bana ne olacak kaygısıdır ..karikatürler yazının kasvetli içeriğiyle tamamen tezat oluştursa da hayat tek renkten oluşmuyor.. ölüm gerçeğini göz ardı edip 85 yaşında ölmüş nineniz için cenazesinde "çok erken aramızda ayrıldı" deme garipliğinde bulunmamız hiç ölmeyeceğimizi sanmamızdır..


aklıma gelmişken yazmadan geçemeyeceğim.. en nefret ettiğim durumda sanatçı cenazelerinde söylenen sözler.."o ölmemeliydi,aman tanrım o muhteşem bir tenördü,ölemez o" yada " ölüm ona hiç yakışmadı" bu lafı duyduğum anda boğmak istiyorum söyleyeni.. ne demek ona yakışmadı niye sanatçı diye mi ben ölünce çok mu yakışacak.. hasbinallah! mal insan hepimiz öleceğiz sen galiba dünyadaki canlıların bir kısmının öldüğünü diğerlerinin ölmediğini falan düşünüyorsun.. sanatçı olunca torpil yapıyor yaradan +100 sene veriyor halka hizmet primi ..!

ordan burdan girilen boş beleş bir yazı mı oldu bilmiyorum.. özetle,çok fena tutuşmuş durumdayım.. ensemde bir el varmış gibi geliyor,zaten nedense hep yaşlanmadan öleceğimi düşünürüm.. bir de üstüne üstlük zat_ı muhterem de "söz veremem belki tanımazdan gelirim seni orada" dedi.. o manyak cennete gidecek gibi duruyor..bana uymazsa yani :P

keyifli olmasa da gerçek bir yazı oldu.. ölüm bize geldiğinde.. her neyse bizi hazırlıklı kılacak o halde oluruz dilerim.. ve geldiğinde yaşamamız gereken bütün güzellikleri yaşamış faniler oluruz.. içiniz mi karardı,süper :P tam da buydu amaç.. hadi yarım kalan işlerinizi halledin yada kırdığınız kalpleri onarın..yazı bitti ,dağılalım..


oldu olacak bunu da dinle
Related Posts with Thumbnails