Nusret Mayın Gemisi,Babalık Peynir Helvası,Aynalı Çarşı

6 Mart 2012


İstanbul'dan yola çıkmak için geç kaldığımızı anladığımızda saat 16:00 olmuştu,daha yarımadanın yarısını gezebilmiştik .Gelibolu Yarımadasının ucuna kadar gitsek hava kararacaktı.Kaldı ki zaten günübirlik bir gezi olmamasını amaçlamıştık.Boğazı geçelim dedik :)Araçla veya yaya olarak geçebiliyorsunuz.Feribotla ama onlar motor diyorlar.Kilitbahir-Çanakkele , Eceabat-Çanakkale veya Lapseki-Eceabat arası sürekli feribot var.En yakın nokta olan Kilitbahir'den geçtik karşıya,7 dakika sürdü.
"Dur Yolcu" silüeti havada kapanmaya başladığı için pek net çıkmamış ama ünlüdür ya hep.. Her 18 mart'ta ortaya çıkar.7 dakika hemen geçti bu arada yaya olarak karşıya geçmek tam 1,5 öğrenci 1 lira ayrıca feribota binerken görevli bileti saklayın falan dedi bizde anlamadık ne diyor bu arkadaş diye meğer bileti dönerken gösterince indirim yapılıyormuş :) Çanakkale ucuz bir memleket yani gezinin sonunda bizde bu hissi uyandırdı.

Çanakkale'ye vardığımızda sıra sıra kafeler karşıladı bizi,hıncahınç dolu,böylesini istanbul'da bile görmemişsinizdir.Yaş aralığı 18-28 oturacak yer yok öğrenci şehri ifadesi doğru olabilir sanırım.Çanakkale'de biraz gezindikten sonra zat_ı muhterem'e burası nereye benziyor ? dedim Adalar mı? dedi! Pes, ikimizde de aynı duyguyu uyandırmış,büyükadanın daha şehir haline gelmiş şekli sanki,şirin çok şirin bir kent..
Sahilde gözünüze bir gemi ilişecek Nusret Mayın gemisi maketiymiş yani aslında pek kafama yatmadı çünkü maketten öte bizzat kendisi olduğunu düşünüyordum gezerken.O kadar aslına sadık kalınmış yani.Nusret Mayın Gemisi Deniz müzesinin içini de sanıyorum bir ücret ödüyor öyle geziyorsunuz.Ama biz ücret ödemedik.İçerde bir anlatım yapılıyor,mayınlar nasıl dizildi,olaylar nasıl gelişti,güzel bir uygulama..Sonra orada askerliğini yapan gençler size gemiyi gezdiriyor tek tek anlatarak.



Mayınlar..Siyah kısım yeşil kısımdan ayrılır ve havada kalırmış ancak denizaltında görünmezmiş.Bu mayınlardan 26 tanesinin bizim kaderimizi değiştirdiği söylenirki biraz araştırınca doğru olduğunu görüyorsunuz.Denizcilikte ezelden bir bilgimiz olsada neden bilmem pek ilerlemiş değil donanmamız hala da öyle.. Karaya önem veriyoruz halbuki denizlerle çevriliyiz.Çanakkale savaşının kazanılmasında toprağı doyuran mehmetçik kanı etkiliyse donanmamızın özenli çalışması da etkili olmuş.

Deniz müzesinde bir de kale var Nusret Mayın'dan çıkarken saat 17:00 geçtiği için giremedik.Ama netten sanal gezisini buldum,güzelmiş.Kaleyi Fatih Sultan Mehmet yapmış ve elbette Çanakkale Savaşında sevk ve idare için önemli bir nokta olmuş.
Günü batırırken artık çok yorumuş ve acıkmıştık.Çanakkale içinde Aynalı Çarşı..Cidden herkes ayna satıyor böyle hani kadınların kullandığı cep aynalarının kokoşları ben bu tip şeylerden pek hoşlananmam.Bütün dükkanlar aynı ürünü satıyor.Böyle kapalı çarşının minyatürü gibi diyebiliriz.Çarşı minnacık ama eskiden eminim çok daha gösterişliydi.
Çanakkale'de ne yenir? Ben herşeyi bloglardan ararım,onlar ne diyorsa doğrudur.Birinci ağızdan eleştiri ! benim için daha güveniliri yok.Buraya bunları yazmamdan bundan sebep,aramalarda gelen içeriklere bakıyordum artık herkes bloglarda arıyor aklına gelen herşeyi.Çanakkale'de balık yenir,sardalyası ünlüdür.Hatta Çanakkale balığı olarak bilinir.Benim bildiğim bundan ibaretti gerisi gözümüze bir yeri kestirmeye kaldı.
Sahilde restaurantlar var ilki Yalova Restaurant içkili,şık ışıl ışıl bir mekan,uzun sohbetler,alkol almak isteyenler için ideal balıklarını yemedim ama kötü olma ihtimali yok gibi..
Hemen arkasında ise Damak Tadı Restaurant biz burada yedik.Tamamen zat_ı muhteremin hislerine inandık.Bu sefer ben karışmadım :) Kalabalıktı herkes balık yiyordu,keyifli sıcak bir ortamdı.Bir porsiyon hamsi,bir porsiyon sardalya,bir porsiyon midye tava ,elma dilim patates ve salatalar, içecekler için 30 lira ödedik.Gerçekten şaşırtıcı bir tabloydu,çalışanların sempatik tavırları,balıkların tazeliği de cabası..

Küçük şehirleri ziyaret etmenin en tatlı kısmı "insanlık" İnsanlar güleryüzlü,sıcakkanlı,sohbet etmeye hevesli aynı zamanda da kibar.Aslında Anadolu insanı bütün bunları barındırır kendisinde bizim özümüz budur.İstanbul'da bu sıcaklığı bulmak çok güç.Nereden geldim ben buraya.. Yemeden dönme denilen bir tatlı vardı o da peynir helvası kimdir en iyi yapan Babalık ,yemek yediğimiz yerin karşısında hemen güzel tesadüf.Çok yemek yemiştik o yüzden hakkını veremedik bence ama tatmadan dönemezdik.

Karışık bir porsiyon almak istedik,önce esnaf arkadaştan biraz bilgi aldık.İnsanların niyetleri yüzlerine vuruyor.Keşke hep böyle insanlardan alışveriş yapsak.Koyu renk olan fırınlanmış olanı,ben açık renkli olanını hoşmerime benzetmeye çalıştım görüntü itibariyle.Ama tadının bence alakası bile yok.Hoşmerime bayılırım eğer hakkıyla yapılmışsa peynir helvası ona göre daha hafif daha çok yenilebilecek ideal bir tatlı.Çok lezzetli,sevmeyen birinin çıkacağını sanmıyorum.Elbette en iyi yapan yere ve en tazesine denk gelmemiz önemli etmenler oldu.
Üstüne dondurma konularak servis ediliyor.Porsiyonu bu şekilde 4 lira.
Arabayı Eceabatta öylesine garip bir yerde bırakıp karşıya geldiğimiz ve valizimiz arabada kaldığı için Eceabata geri döndük hemde kalmayı plandığımız otel Eceabattaydı.Güzel bir butik otel planlamıştım ama doluymuş.Bölgede turizmin yazı kışı yok o yüzden haftasonu özellikle de mart ayından itibaren çok yoğun.
Sahilde boğazı gören (!) bir otel buldu zat_ı muhterem yine karışmadım.Kontrol manyağı olduğum malumunuz bu karışmamalar benim için bir sınav kıvamında neticede Grand Eceabat Otel'inde kaldık. Anadolu da cehennemin dibine bile gitseniz bir "grand" otel bulabilirsiniz :) Şehrin en iyi oteli dikkatini çekerim grand olanıdır manyakça bir takıntı işte.Otel güzeldi,kahvaltısı berbattı! Sabahın köründe güneş odaya doldu,benimde bu geziyle aradığım tamda buydu... !

6 yorum:

GizliKız dedi ki...

Dediğin gibi Prenses, aradığını bloglarda bulmak, hiçbir beklentisi olmadan yazmış kişilerden önyargısız, çıkarsız fikirler edinmek çok daha kıymetli.
Senin Çanakkale yazın da böyle bir gezi yazısı kanımca. Özellikle anı dolu-yaşanmışlık dolu yerleri gezmeyi seven biri olarak yazını keyifle okudum.
Sevgilerimle
GizliKız

youknow dedi ki...

Nusret Mayın Gemisi Mersin ' in ilçesi Tarsus ' ta canım.Limanda paslanıp çürüdüğünde akıl ettiler tamir edip sergilemeyi işte tarihe saygı :D

1i yok mu? dedi ki...

Milli duygularımı kabartma konusunda Anıtkabirle yarışan yerdir Çanakkale.

Ayrıca hep senin gibi gezdiği yerleri fotoğraflayıp bloguna aktarabilenleri hep hayranlık beslemişimdir. Tebrik ederim..

Boogie dedi ki...

Memleketim diye değil, senin de yazdığın gibi en çok insanların sıcaklığından ve şehrin güzelliğinden dolayı çok severim Çanakkale'yi. En büyük hayallerimden biri de ilerki yıllarda Çanakkale'ye yerleşmek. Çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık...

mete han dedi ki...

Bloğunuzu paylaşımlarınızdan dolayı takip etmekten zevk alıyoruz.Dell notebook yedek parçaları olarak paylaşımlarınızla birlikte başarılarınızın devamını diliyoruz.

İbrahim dedi ki...

Çanakkalenin şehir yapısı her zaman gizemli gelmiştir gezenlerine bu zamana kadar kaç tane arkadaşımı getirmişsem hayran kalmayan göremedim. Tabi biraz küçük şehir olması biraz zaman geçtikten sonra ziyaretçilerini sıkabilir... Yani İstanbulun ritmine kendini kaptırmış olanları. Çanakkaleden sevgilerle...

Related Posts with Thumbnails