
İstanbul'dan yola çıkmak için geç kaldığımızı anladığımızda saat 16:00 olmuştu,daha yarımadanın yarısını gezebilmiştik .Gelibolu Yarımadasının ucuna kadar gitsek hava kararacaktı.Kaldı ki zaten günübirlik bir gezi olmamasını amaçlamıştık.Boğazı geçelim dedik :)Araçla veya yaya olarak geçebiliyorsunuz.Feribotla ama onlar motor diyorlar.Kilitbahir-Çanakkele , Eceabat-Çanakkale veya Lapseki-Eceabat arası sürekli feribot var.En yakın nokta olan Kilitbahir'den geçtik karşıya,7 dakika sürdü.
"Dur Yolcu" silüeti havada kapanmaya başladığı için pek net çıkmamış ama ünlüdür ya hep.. Her 18 mart'ta ortaya çıkar.7 dakika hemen geçti bu arada yaya olarak karşıya geçmek tam 1,5 öğrenci 1 lira ayrıca feribota binerken görevli bileti saklayın falan dedi bizde anlamadık ne diyor bu arkadaş diye meğer bileti dönerken gösterince indirim yapılıyormuş :) Çanakkale ucuz bir memleket yani gezinin sonunda bizde bu hissi uyandırdı.
Günü batırırken artık çok yorumuş ve acıkmıştık.
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı..Cidden herkes ayna satıyor böyle hani kadınların kullandığı cep aynalarının kokoşları ben bu tip şeylerden pek hoşlananmam.Bütün dükkanlar aynı ürünü satıyor.Böyle kapalı çarşının minyatürü gibi diyebiliriz.Çarşı minnacık ama eskiden eminim çok daha gösterişliydi.
Çanakkale'de ne yenir? Ben herşeyi bloglardan ararım,onlar ne diyorsa doğrudur.Birinci ağızdan eleştiri ! benim için daha güveniliri yok.Buraya bunları yazmamdan bundan sebep,aramalarda gelen içeriklere bakıyordum artık herkes bloglarda arıyor aklına gelen herşeyi.Çanakkale'de balık yenir,sardalyası ünlüdür.Hatta Çanakkale balığı olarak bilinir.Benim bildiğim bundan ibaretti gerisi gözümüze bir yeri kestirmeye kaldı.
Sahilde restaurantlar var ilki Yalova Restaurant içkili,şık ışıl ışıl bir mekan,uzun sohbetler,alkol almak isteyenler için ideal balıklarını yemedim ama kötü olma ihtimali yok gibi..
Hemen arkasında ise Damak Tadı Restaurant biz burada yedik.Tamamen zat_ı muhteremin hislerine inandık.Bu sefer ben karışmadım :) Kalabalıktı herkes balık yiyordu,keyifli sıcak bir ortamdı.Bir porsiyon hamsi,bir porsiyon sardalya,bir porsiyon midye tava ,elma dilim patates ve salatalar, içecekler için 30 lira ödedik.Gerçekten şaşırtıcı bir tabloydu,çalışanların sempatik tavırları,balıkların tazeliği de cabası..
Üstüne dondurma konularak servis ediliyor.Porsiyonu bu şekilde 4 lira.

Sahilde boğazı gören (!) bir otel buldu zat_ı muhterem yine karışmadım.Kontrol manyağı olduğum malumunuz bu karışmamalar benim için bir sınav kıvamında neticede Grand Eceabat Otel'inde kaldık. Anadolu da cehennemin dibine bile gitseniz bir "grand" otel bulabilirsiniz :) Şehrin en iyi oteli dikkatini çekerim grand olanıdır manyakça bir takıntı işte.Otel güzeldi,kahvaltısı berbattı! Sabahın köründe güneş odaya doldu,benimde bu geziyle aradığım tamda buydu... !
5 yorum:
Dediğin gibi Prenses, aradığını bloglarda bulmak, hiçbir beklentisi olmadan yazmış kişilerden önyargısız, çıkarsız fikirler edinmek çok daha kıymetli.
Senin Çanakkale yazın da böyle bir gezi yazısı kanımca. Özellikle anı dolu-yaşanmışlık dolu yerleri gezmeyi seven biri olarak yazını keyifle okudum.
Sevgilerimle
GizliKız
Nusret Mayın Gemisi Mersin ' in ilçesi Tarsus ' ta canım.Limanda paslanıp çürüdüğünde akıl ettiler tamir edip sergilemeyi işte tarihe saygı :D
Milli duygularımı kabartma konusunda Anıtkabirle yarışan yerdir Çanakkale.
Ayrıca hep senin gibi gezdiği yerleri fotoğraflayıp bloguna aktarabilenleri hep hayranlık beslemişimdir. Tebrik ederim..
Memleketim diye değil, senin de yazdığın gibi en çok insanların sıcaklığından ve şehrin güzelliğinden dolayı çok severim Çanakkale'yi. En büyük hayallerimden biri de ilerki yıllarda Çanakkale'ye yerleşmek. Çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık...
Çanakkalenin şehir yapısı her zaman gizemli gelmiştir gezenlerine bu zamana kadar kaç tane arkadaşımı getirmişsem hayran kalmayan göremedim. Tabi biraz küçük şehir olması biraz zaman geçtikten sonra ziyaretçilerini sıkabilir... Yani İstanbulun ritmine kendini kaptırmış olanları. Çanakkaleden sevgilerle...
Yorum Gönder