Filler Tepişirken..

10 Eylül 2008

saat 04:00 civarı,uykum açılsın diye açtım televizyonu gerçi bu saatlerde 30 günlük hızlı müslümanlar sarıyor tüm programları ama olsun.. oturup bütün gece Süleyman Ateş'le Kuran sohbetleri gibi bir adı olan programı izliyorum.. televizyonu açar açmaz mormuşta rengi solmuş bir gömlekle elinde mikrofon önünde tam kadro kankaları nasıl bağırıyor ama "Aydın Doğan hilton arazisini vermedik diye yapıyor bunları" diye.. acaba dedim çok etkilendim de hayal mi görüyorum iki gündür tekrar tekrar izledim zaten ben konuşmayı nerede benim Süleyman hocam:P yine de izledim,hitabeti güçlü.. mevzuaya vakıf da olsanız yine dinlemek sıkmıyor..anlattığı şeye inanıyor çünkü..yalanda olsa abartıyor da olsa inanıyor..o inanınca sizde inanıyorsunuz..

r.tayyip Erdoğan tarzı ve üslubuyla onun dönemine kadar var olamayan bir farklılık getirdi.. bütün yanlış işlerden ayrı olarak düşünüldüğünde,tekrar seçilmesini de buna bağlıyorum..zira başka bir dal bulamıyorum tutunacak.. hatırlayabildiğim hiçbir başbakan onun üslubunda konuşamadı,televizyonda takım elbisenin içine sıkışmış,yalan söyleyemeye programlanmış insancıklar olarak kaldılar hep gözümde.. bahsi geçenlerin siyasi çizgilerini tartışmıyoruz,sadece lider olarak bize hissettirebildikleridir benim bakış açım..zira başbakan olduktan sonra siz oy vermemiş bile olsanız "ben sizin başbakanınızım" diyebiliyorlar sayın erdoğan gibi ..


turgut özal'ı hayal meyal hatırlıyorum,aslında en içten bulunan başbakan oydu galiba.. ama on da da söylediklerine inanmama durumu vardı,ve nereden duracağını bilememe.hangi çizgiye yakın olduğunu kestirememe durumu.. bu yüzden geniş bir kitle tarafından sevildi belki de..hala özlemle ananlar mevcut.. belki de "sevgili vatandaşlarım" ifadesini en güzel vurguyla kullandığı içindir, herkes kendini o sevgili vatandaş sandı. "bana diyor,bana diyor.. " iyi veya kötü ne hizmet ettiyse bunu iyi sunmayı bildi,belki de başından beri akp'nin özal sevdası buradan geliyor.. yoksa "Türkiye,federasyonu düşünmeli" gibi mantıklar ötesi ve üniter devlet sistemimize böylesine ters bir ifadeyi söyleyip hala" turgut özal olmasaydı internete bile giremezdik cıks cıks cıks " düşüncesinde olmazdık.. sunuş önemli..


tansu çiller'de ayrı bir alemdi.. kimileri kadınlar yüz karası falan diyor,yanıldıklarını düşünüyorum.. o dönem cidden gurur duymuştum,ilk yahu.. ne ajanlığı kaldı,ne saflığı ama ilk kadın başbakan ve korkarım son olacak..bir ara meral akşener'den falan ümitlenmiştim ama cık!Tansu çiller kadın olmanın avantajını pek kullanamadı..siyaseti yumuşatabilir,daha sevimli bir hale getirebilirdi..belki saçları uzun olsaydı daha farklı olurdu her şey ,uzun olsaydı siyaha boyasaydı.. amerikan ajanı demezlerdi belki..ama o stand-up yapmayı seçti.. hepsinin gerçek olmadığını ümit ettiğim bir sürü pot kırdı.. her olaydan sıyrılmasını bildi,refah partisiyle bölüştüğü iktidar için bile "biz refahin nasil bir parti olduğunu herkese göstermek için refahla iktidar kurduk" diyebilme başarısını gösterdi..


Erbakan'a değinmeden geçemeyeceğim.. çizgi film karakteri gibiydi.. mario ya da ne bileyim ona benzer başka bişey.. aklımda kalan tek şey açık yeşil,çağla yeşilimi beyazla yeşil hatta sarı arası takım elbiseleri.. adil düzen sloganı ağır bir iddia..altından kalkmanın zor olduğu bir vaad, zaten pek başarılıda olamadı..lider,başbakan vasıflara haiz değildi,aklındaki projeleri uygulamaya koymaya çalıştı,eğer dini motifler olmasaydı kitleleri ardından sürükleyecek bir karizması olduğunu da düşünmüyorum..ama dikkatimi çeken şudur o dönemle ilgili,öylesine sert dini vurgular yapan bu liderin,tayyip Erdoğan kadar tepki çekmemesidir..sanırım pek ciddiye alınmadı,ama sebebini bilmiyorum.. başbakanlık değerlerinden biraz olsun uzaklaştırmış gibiydi onu zira hükümet ortalıklığı boyunca haram olan kadın elini hiç bırakmadı,çiller'in elini pek bi sevdi..


mesut yılmaz'ı net hatırlıyorum mesela,ne kadar soğuktu.. duraksayarak konuşmasını asla ağırlığına vermedim,bence cidden ne konuşacağını bilmiyordu.. bir de sanki ya şu siyaset iyi hoş da,gazetecilerle muhabbette daralıyorum,sırf bu sebeple bırakacağım şu işi havasındaydı.. aklımda kalan bir kaç şey onunla birlikte,rize.. galatasaray.. tansu çiller.. her başbakanın bir memleketi olduğunu düşünürsek biraz abartmış galiba hemşehricilik meselesi.. galatasaray mevzusu da abartı hatta bir ara öyle abartmıştı ki fenerbahçe seyircisi pankart bile açmıştı "sandıkta görüşürüz mesut bey "diye.. tansu çiller,kardeş sanıyordum bir ara onları..yani sanki birbirlerini hep tanıyorlarmış da bizi kandırıyorlarmış gibime geliyordu,bir güzel paslaşıyorlardı.. en kanlı bıçaklı dönemlerinde bile ben pek inandırıcı bulmuyordum o hallerini..hatta bir ara kraliçemiz "mesut yılmaz iktidarsızdır" demişti de :P
hem mesut y. hem kendisi gülmekten ölmüştü.. kesin aralarında gizli bir akit vardı,belki başka bişey bile vardı ;)


bülent ecevit dönemi,ki benim yetişebildiğim dönemden bahsediyorum ,kendisinin 70li yaşlarda olduğu dönem..kahramanların hiç yaşlanmayacağını,ölmeyeceğini düşünüyor insanlar..çünkü kahramanlarla birlikte onlarda genç kalıyor..böyle bir anlayışla geldi bence ve benim o dönem türk siyasal sistemini tamamen köhnemiş bir düzen olarak görmemi sağladı.. rahşan'ın kocası olmaktan öteye gidemedi zihnimde,sanki masum bir adamı esir almış biri varmış gibi..o kadar saygılıydı ki clinton'un karşısında eziliyordu..benim kafamdaki başbakan portresine ışıkyılı kadar uzaktı.. yaşlıydı ve galiba bunun farkında değildi.. yaşlılık suç mu savunmaları geldi ardından yaşlılık elbette suç değildi,ama insanın kendi bedenindeki fizyolojik ihtiyaçları bile kontrol edemezken koltuk derdine düşmesi suçtu..


ve erdoğan,onun tamamen bildiğimiz tanıdığımız hatta şimdi sokağa çıksak köşe başında toplanmış bir kaç mahalle delikanlısının konuşmasında rastlayacağımız bir üslubu var.. altı yılda biraz asabileşti gibi ama.. çataçat kavga ediyor mesela,ağırlığım olmalı falan demiyor..baykal kavga etmeyi öğrendi tayyip yüzünden.. kendine güven mi desek bir artistlik mi desek bir de öyle bir edası var bu yönü f.terim'i andırıyor biraz..

insan ilişkilerini böylesine magazinsel kitleye yayan bir başbakan bu da farklı bir özelliği.. bir bakıyorsunuz ünlü basketbolcunun nikah şahidi,sonra bir bakıyorsunuz esra ceyhan'a emine hanımla çok mutluyuz falan gibi açıklamalar yapıyor,adnan şenses'in benzin istasyonunun açılışına gidiyor ya da nejat uygur'u hastanede ziyaret ediyor.. magazin kültürününde sağlam bir öğesi olmak yolunda ilerliyor..

tam çözemediği bir rahatlığa sahip son dönem başbakanımız..diktatör,kral vb gibi lakaplar takılmasının sebebi de bu zaten,özgür konuşuyor..ötesini berisini düşünmüyor..aslında bütün siyasetçilerin ağızlarına kadar gelen fakat söyleyemediklerini neyine güvendiğini bilmediğim bir güvenle söylüyor..

bu konuda aklımda kalan en güzel örnek şu..

cumhuriyet gazetesi bombalamasi icin ;
ne olacak bizim partiye de bomba atiyorlar..
diyebiliyor mesela.. ve bunu söylerken eminim asla planlı davranmıyor,içinden geçen bu çünkü..

hep siyasetçilerin bizden biri olması için uğraştık,tayyip erdoğan bu olguyu çoktan aşmış durumda.. lan diyebiliyor mesela aynı bizim gibi,ananı da al git de diyebiliyor ve eminim öyle sinirleniyor ki o esnada küfür etmemek için bu lafı söylüyor.. biraz daha yüz-göz olursak belki küfür bile edebilir ve bu durum üzerimizde 2 yaşındaki oğluna küfür öğreten gerizekalı babanın,oğlu küfür ettiğindeki mutluluğu etkisi bırakabilir.
enteresan bir dönemden geçtiğimiz aşikar,elbette bu dönemde bitecek.. ancak bu dönemin ardından kim gelecek,gelecek şahsiyet medyayı,halkı bu kadar oyalayabilecek mi? tayyip erdeoğan'ın aşikar sıkıntılara rağmen halen iktidar gücünde olması,bu durumun onun herkesle iyi veya kötü el-ense olmuş olabilmesi durumuyla bir alakası var mı?

10 yorum:

SMİLENA dedi ki...

hepsini harika değerlendirmişsin.sıkıntılı geceme renk kattın .teşekkürler.özellikle erbakan ve eceviti çok güzel tarif etmişsin.süper bir yazı olmuş.
iyi geceler

JoJiK dedi ki...

en beğendiğim yazın inan..
daha ciddi daha içten...
sanki bütün duyguların dışarda çok beğendim canım

magnum opus dedi ki...

(bkz: ananı da al git olayı

benim başkanlarım böyledir :) zaten iyisi bize hiç gelmedi aldığımız karpuzlar hep kelek çıktı, kimisi yaşlı, kimisi kırılgandı, kimisi paragözdü ama ortak noktaları vardı hepsi çok iyi politikacıydı.

GERÇEK ZAMANLI TEK PRENSES,ÜFÜRÜKTEN.. dedi ki...

smİlena ;
beğenmene sevindim,ben teşekkür ederim,uzun olup heves kaçıran bu yazıyı okuduğun için :)

jojik ;
evet bütün duygularım kapı arkasında,sıyrıldım öyle yazdım..
ciddi yazıları sevdiğini biliyorum jojeecim ama burada böyle şirin bir hava yaratmak istiyorum bu kasvet bazen beni yoruyor.. beğenmene çok sevindim..

magnum opus;
karpuzlar kelekte bizde de var bir keleklik zannımca..

magnum opus dedi ki...

ben demokratik adam değilim zaten...

korhan dedi ki...

"karpuzlar kelekte bizde de var bir keleklik zannımca.."

evet üzüm goruk ama bağ bizim degil mi?

goruk: ekşi ham üzüm


benim yaşadığım tüm zamanların da en iyisi tayyip.

fekat bilirsin insanımız eşkiyadır. ama başındakini adil olsun ister.
kendisi içer, kaymakamı ayıplar bir hamiyete sahiptir.
daha iyi olsun istiyorum tayyip i artist istemiyorum. dışa karşı mağrur fekat vatandaşına mütevazi istiyorum.

son olayı yormuştum biraz şurada:
http://koyumor.blogspot.com/2008/09/1-hafta-var.html

Blogger korhan dedi ki...

evimde tv yok 2 senedir.
konu hakkında pek bilgim yoktu.
internetten gözüme takılanlar ve arkadaşların yorumları o kadar.
ama bir kanaat oluştu ben de.

görüşlerine tamamen katılıyorum.
hissiyatımız aynı. bravo.

ama ben sonunu merak etmiyorum.çünkü benim not vereceğim bölüm sonu değil önü.

işte olası senaryo:

aydın doğan başbakanın yada partisinin hoşuna gitmeyecek bir konu yalakadı.

uyanıkların kıralıysa doğan
bu da hiç de boşa harcanmıycak bir fırsattı.

dedi ki başbakana:

böyle böyle bir olay duydum ama ben üzerine gitmek istemiyorum.
ha bu arada bizimde şöyle bi işmiz var hallediversek.

başbakan olmaz görelim restini dedi
doğanda aha sana floş dedi.

şimdi başbakan doğanı bize şikayet ediyor. cık cık cık

bana ne doğandan.
doğan bulunduğu yere benim oylarımla mı geldi.

bi hafta mühlet söylerim haa ne demek?

bize söyleme kardeşim.
siyasetçi mi bu ben cezalandırayım.

git savcılarına söyle ve hemen söyle bekleme.

bir açığını kusurunu karambole getirmek için kullanma olayı.

yapma, yapma, yapma.
bu mu bizi götürdüğün avrupa? peeeh.

hakkını ver hakkınıı...
alırım elinden oyumuuuu :)

8/9/08 23:47 sularında yazmıştım bunları başka bir bloğa.
yazdıklarını da okuyunca...

babegazelle dedi ki...

gazetem olsa işe alırdım seni inan...tebrik tebrik tebrik:)))

GERÇEK ZAMANLI TEK PRENSES,ÜFÜRÜKTEN.. dedi ki...

babegazelle;
işsizim ben ya :(
en kısa zamanda gazete kurmanı temenni ediyorum,ne aydın doğan'ın hürriyeti ne tayyip erdoğan'ın sabahı yarışabilir bizimle ;)

GERÇEK ZAMANLI TEK PRENSES,ÜFÜRÜKTEN.. dedi ki...

bahsi geçen blogda yazdıkların çok hoş..
iki siyasetçi atışır gibi tartışma..
bir başbakan medya patronuyla neden bu kadar içli dışlı olur anlamak güç,,,
önceleri pek bir sevişiyorlardı,sahi e.çölaşan neden atılmıştı hürriyetten??

Cumhuriyetin İbrahimi dedi ki...

"Türkiye,federasyonu düşünmeli" hala üzerinde düşünülmesi gereken bir tekliftir. üniter sisteme ters demekte mantık hatasıdır. çünki zaten orada sistemi değiltirip üniterden den federeye geçmekten bahsediyor.

Related Posts with Thumbnails